|
BİLİMSEL GERÇEK:
Tuzlu denizlerin
bileşimlerinin farklı olduğu, homojen tek bir denizin
olmadığı Challenger’ın
denizlerde üç yıl süren
gezisinin yapıldığı
1873 yılına kadar
bilinmiyordu. Bu durum, denizlerde yüzlerce deniz
istasyonunun inşa edilmesiyle yapılan uzun araştırmalar
sonucu 1942’de ilk defa ortaya çıktı. Örneğin Atlantik
okyanusunun tek denizden oluşmadığı, farklı denizlerden
oluşan, tek okyanus olduğu ve su kütlelerinin sıcaklık
dereceleri, yoğunlukları, tuzluluk oranları,
barındırdıkları canlılar, oksijen emme oranlarının
farklı olduğu keşfedildi. Tek bir okyanusta durum böyle
iken, Akdeniz ve Kızıldeniz, Akdeniz ve Atlantik
okyanusu, Kızıldeniz ve Aden körfezi gibi belli
boğazlarda buluşan farklı iki deniz arasında da aynı
durum söz konusudur. Özellik ve sıfatlarında birbirinden
farklı olmakla beraber birbiriyle buluşan suların yer
aldığı denizlerin varlığı ilk defa 1942’de öğrenildi.
Denizlerin suları sakin olmayıp sürekli hareket
halindedir. Bu hareket su kütlelerinin iç içe girmesini
sağlar. Fakat hiçbirinin tuzluluk oranı, sıcaklık
derecesi, yoğunluk gibi özellikleri kaybolmaz.
Med-cezir, su akımları, dalgalar ve fırtınalar...
Bunların tümü deniz sularının sürekli hareketli olmasını
sağlayan etkenlerdir. Bununla beraber özellikleri farklı
olan su kütleleri birbirine karışmaz. Adeta, tek bir
okyanusta veya boğazda, komşu iki denizi birbirinden
ayıran bir perde vardır. |
|
KONUNUN MUCİZEVÎ
YÖNÜ:
Ayeti kerîmeler
birbirine komşu, tuzlu, iç içe giren ancak özelliklerini
kaybetmeyen iki denizden bahsetmektedir. Sanki
aralarında karışmalarını engelleyen bir perde vardır.
Ayetlerde inci ve mercanın zikredilmesi bu denizlerin
ikisinin de tuzlu olduğuna işarettir. Zira inci ve
mercan ancak tuzlu denizlerden çıkartılırlar. Bu da
ayetlerin, aynı özelliklere sahip tek deniz gibi gözüken
-ne var ki gerçekte ayrı özelliklere sahip komşu su
kütleleri olan- okyanus ve tuzlu denizlerin sularıyla
ilgili olduğu anlamına gelmektedir. |