KUR’ÂN VE SÜNNET’TE BİLİMSEL MUCİZELER ULUSLAR ARASI KOMİSYONU  
Misyonumuz: Ilmi icazın ortaya çıkarılması ve yayilması

Dil

Ana sayfa Araştırma özetleri Komisyon hakkında İletişim  

ALIN

            Allah Teala şöyle buyurmaktadır:    “Sakınsın, (bu yaptığından)! Eğer vazgeçmezse, -and olsun ki- şiddetle yakalayıp çekeriz alnından. O yalancı ve günahkâr alnından” (el-Alak, 96/15-16).

BİLİMSEL GERÇEK

            İnsan beyni dört bölümden meydana gelmektedir. Bunlar frontal lob, occipital lob, temporal lob ve parietal lob olarak isimlendirilmiştir. Her bir bölümün diğerlerinden ayrı bir görevi ve işlevi bulunmakta, bu bölümler birbirini tamamlamaktadır. Frontal lob hayvanlarda ve insanlarda farklılık gösterir. Bu alanlar davranış ve konuşma ile sorumlu alanlardır. Cerrahi ve işlevsel açıdan gelişmiştir. Yeri ve işlevi farklı pek çok sinir merkezi burada yer alır. Bu sinir merkezleri şunlardır:

            Pre-frontal corteks: Beynin frontal (ön) lob’un en büyük kısmıdır. Doğrudan alnın arka kısmına denk gelir. Görevi, bireyin kişiliğinin oluşması ile ilgilidir. Teşebbüs ve seçme davranışlarını sınırlamada etkilidir.

            Broca alanı: Konuşma ile ilgilidir. Gırtlak, dil ve yüz gibi konuşma eylemine katkı sağlayan organları kontrol eder.

            Frontal göz alanı: Alında göz ile ilgili alandır. Gözlerin uyumlu hareket etmesini sağlar.

            Birincil ve ikincil motor alanlar: İstemli kasların hareketi ile ilgili alanlardır.

            Bütün bunlar gösteriyor ki beynin ön kısmı alnın derinliklerinde yer alan, kişilik ve davranışlar ile ilgili alandır. Bu alanın hastalanması, ahlakî ölçülerde, hatırlama, problem çözme gibi aklî konularda düşüşe yol açmaktadır.

KONUNUN MÛCİZEVÎ YÖNÜ:

          Burada çok yakınlara, bilim çağına kadar çözülememiş bir problem, mahiyeti anlaşılamamış bir mesele vardır. Bu da Kur’ân-ı Kerîm’in yalan, hata ve günah için, diğer organlardan ayırarak, alnı ya da başın ön kısmını tahsis etmesidir. Ayette insan davranışının gerçek sorumlusu olarak hesaba çekilecek âzâ alındır ve şiddetle yakalanıp çekilerek cezalandırılacaktır. Alnın kesin bir dille tahsis edilmesi ve sorumlu tutulması, davranışları yönlendirme ve kişiliği belirlemedeki rolünün keşfedilmesinden çok öncedir. Bu ayetin tefsiri idrak edenler için tesadüfî değildir.

            Bu nedenle Allah (c.c) alnın secde etmesini, kendisi için eğilmesini istemiştir. Belki de bu nedenle secde eden ve huşû duyan bir alınla dosdoğru bir yaşantı arasında alaka bulunmaktadır:

            “Namaz insanı hayâsızlıktan ve münkerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise elbette en büyüktür. Allah ne yaptığınızı bilir” (el-Ankebut, 29/45).

Ayrıntılar:    Arapça

İnglizce     Fransızca      Español        Urdu     Farsi       Hausa

 

Kur’ân ve Sünnet’te Bilimsel Mucizeler Uluslar Arası Komisyonu  (1428-2007)