|
KONUNUN MÛCİZEVÎ YÖNÜ:
Hz. Peygamber
zamanında, ondan önce ve sonra insanlar, Pasteur
mikropların varlığımı keşfedene kadar, hastalıklara kötü
ruhların, şeytanların ve yıldızların neden olduğunu,
hastalıkların temizlik, yaşam tarzı ve düzeni ile ilgisi
olmadığını sanıyorlardı. Aynı şekilde bir insandan
diğerine bulaşacağını da bilmiyorlardı. Hastalıkları
sihir ve büyücülükle tedavi etmeye çalışıyorlardı.
Bu ortamda Hz.
Peygamber, modern koruyucu tıbbın hastalıkların
nedenlerini keşfettikten sonra tespit edebildiği bir
kural belirledi: Bu da karantina uygulamasıydı. Bulaşıcı
hastalığın diğer şehirlere ve yerleşim alanlarına
yayılmaması için konan bir yasaktı bu. Hz. Peygamber bu
bilimsel gerçeği şu sözlerle belirtmiştir:
“Bir yerde veba
hastalığı olduğunu duyarsanız oraya girmeyiniz. Sizin
bulunduğunuz bir yerde veba hastalığı ortaya çıkarsa
oradan çıkmayınız.”
(Buharî ve Müslim
rivayet etmişlerdir.)
Bu nebevî
tavsiyenin uygulanması için Hz. Peygamber veba bulunan
bölgenin etrafına bir sur ördürmüş, orada kalarak
sabreden kişiye şehit sevabı verileceğini vaat etmişti.
Kaçmaya kalkanı da tehdit etmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Vebadan kaçan
Allah yolunda savaşmaktan kaçan gibidir. Sabredene ise
şehit sevabı verilir.”
Bundan iki yüz
sene önce veba hastalığının salgın olduğu bir yerde
yaşayan ve etrafındaki insanların hastalıktan
kırıldığını gören sağlıklı bir insana yerinde kalması ve
hiçbir yere gitmemesi gerektiği söylenirse, o kimse
böyle bir sözü delilik veya kendi hayatına yönelik bir
düşmanlık kabul eder, derhal vebanın olmadığı yerlere
kaçardı. Ancak tüm insanlar arasında yalnızca
Müslümanlar, bu işin hikmetini bilmeseler de,
peygamberin emrini yerine getirmek için yerlerinden
ayrılmıyorlardı. Müslüman olmayanlar nazarında onların
bu davranışı alay konusu edilecek bir durum arz
ediyordu. Ta ki hastalığın olduğu bölgelerde yaşayan ve
hastalık belirtisi göstermeyen sağlıklı bireylerin de
veba mikrobu taşıdıkları ve gittikleri bölgelere veba
götürme riski taşıdıkları keşfedilene kadar… Çünkü bu
insanlar, yerlerinden ayrılıp korkmadan ve kaygılanmadan
sağlıklı insanlara karışınca veba mikrobunu da getirmiş
oluyorlardı. Bu durumda taşıyıcılar hastalardan daha
tehlikeliydi. Zira diğer insanlar onlardan kaçmıyordu.
Peki, bu gerçeği Muhammed’e (a.s) kim bildirmişti?
On dört asır önce
bir insanın bu bilimsel gerçekten söz etmesi mümkün
müydü? Yarattıklarını tanıyan ve bilen Allah (c.c)
katından gelen vahyi anlatıyorsa evet. Allah Teala şöyle
buyuruyor:
“Ve de ki:
“Hamd olsun Allah’a. O, size âyetlerini gösterecek, siz
de onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan gâfil
değildir.” (en-Neml, 27/93). |