|
KONUNUN MÛCİZEVÎ
YÖNÜ:
Hz. Peygamber’in
hadisi bize her toplumda meydana gelebilecek bir
toplumsal olaydan, bunun sebep ve sonuçlarından söz
etmiştir. Bu toplumsal olayda sebep zina ve homoseksüel
ilişkiler gibi haram ilişkilerin yaygınlaşması, ceza
görmemesi, normal kabul edilmesi, hatta teşvik
edilmesidir. Bu durum cinsel özgürlük olarak tarif
edilir. Hz. Peygamber de “Açıktan işlemedikçe bir
toplumda fuhuş yaygınlaşmaz” buyurmuştur. Bu olayın
neticeleri ise cinsel özgürlüğün ardından cinsel
hastalıkların ortaya çıkması ve salgın hale gelerek
yayılması, sonraki nesillere yeni türleri ile
geçmesidir. Bu durum Hz. Peygamber’in “orada daha
önce atalarında görülmemiş taun ve hastalıklar yayılır”
hadisinde ifade edilmekte olup batılı toplumların
çoğunda görülmektedir. Bu toplumlarda, dinen haram olan
homoseksüel ilişkiler yaygınlaşmış; onlar ise bu
ilişkileri normal bir toplumsal olay addederek hoş
görmüş hatta her yerde ilan etmek suretiyle teşvik
etmişlerdir. Dr. Schofield cinsel hastalıklar ile ilgili
bir kitabında şöyle demektedir:
“Toplumda her
türlü cinsel ilişki hakkında müsamahakâr bir yaklaşım
bulunmaktadır. Zina, homoseksüel ilişkiler ya da diğer
haram ve normal olmayan ilişkilerden ötürü utanma hissi
kalmamıştır. Aksine haberleşme araçları gençlerin
iffetli olmaya çalışmalarını utanç verici bir durum
olarak göstermektedir. Batılı toplumlarda kadın ve
erkeğin iffetli olması çekingenlik kabul edilmektedir.
Medya tabiî bir durum olarak kabul ettiği cinsel
özgürlüğün davetçiliğini ve propagandasını yapmaktadır.”
Britannica
Ansiklopedisinin verdiği bilgiye göre homoseksüeller
artık kendi kabuklarının dışına çıkmış ve hayatlarını
gözler önünde yaşamaya başlamışlardır. Kendilerine ait
kulüpleri, barları, parkları, plajları, yüzme havuzları
hatta dinlenme evleri vardır.
Fuhuş ve
homoseksüellik ile ilgili yüzlerce makale, kitap,
tiyatro eseri, hikâye ve film yazılmıştır. Ancak pek çok
batılı kilise zina ve homoseksüelliği mubah kabul etmiş
hatta batılı ülkelerde birçok kilisede rahipler
tarafından erkeklerin erkeklerle evlilik akitleri
yapılmıştır. Homoseksüellerin haklarını savunan binlerce
dernek ve kulüp kurulmuştur. Böylece toplumsal bir
olayın sebepleri ortaya çıkmıştır. Peki, bu olayın
sonuçları gerçekleşmiş midir?
Evet, bu
toplumlarda salgın bir biçimde cinsel hastalıklar ortaya
çıkmış, pek çok üzüntü ve acıya sebebiyet vermiştir.
1494 yılından itibaren dönem dönem ortaya çıkan zührevi
hastalıklardan dolayı dünya büyük felaketler yaşamıştır.
Geçen beş yüz yıllık dönemde yüz milyonlarca insan bu
hastalıklardan etkilenmiş bunların milyonlarcası
hayatını kaybetmiştir. Çok geçmeden bu hastalığın
mikrobu özelliğini değiştirmiş ve bu asırda insanlara
yeniden saldırmıştır. Gnorhea hastalığı bugün dünyada en
çok görülen cinsel hastalıklar listesinin başında yer
almaktadır. Kısırlık yapan bir hastalıktır. Vahyin
öğretilerinden uzaklaşan insanlar işte bu şekilde dert
ve hastalıklara maruz kalmaktadırlar. Daha sonraları
öldürücü AIDS hastalığı ortaya çıkmıştır. Bu hastalığın
virüsü insanın bağışıklık sistemini etkileyerek iç
organlarını tahrip etmekte, ardından da insana
dayanılmaz acılar vermektedir. 1983 yılında virüsü
keşfedilinceye kadar insanlık bu hastalığı
tanımamaktaydı.
Böylece Hz.
Peygamber’in buyurduğu husus gerçek oldu. Bu durum Hz.
Muhammed’in (a.s) hak peygamber olduğuna dair yeterli
bir delil değil midir? |