|
BAŞAĞINDA BIRAKIN
Dr. Abdülmecîd Bel‘âbid
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Hapishaneye gidip: "Yusuf! Sözü doğru ve isabetli olan
aziz dostum! Şu müşkil rüya hakkında bize bir çözüm bildir lütfen: "Yedi
semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ile yedi yeşil başak ile yedi kuru
başağın anlamı ne olabilir? Ümid ederim ki isabetli yorumunu öğrenip
halka aktarırım da, böylece onlar doğruyu öğrenir ve senin kıymetini
bilirler."
Yusuf: "Yedi sene, bildiğiniz şekilde ekin ekersiniz.
Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır,
depolarsınız.
Sonra, bunun peşinden yedi kurak yıl gelecek, tohumluk
olarak saklayacağınız az bir miktar dışında, önce biriktirdiklerinizi
yiyip tüketirsiniz. Sonra onun arkasından bir yıl gelecek ki halk bol
yağmura kavuşacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvan
sağacaklar." (Yûsuf, 12/46-49).
Gelişmekte olan ülkelerin çektiği gıda problemi, köy veya kırsal
bölgelerin gelişimi sahasında araştırma ve inceleme yapanların ilgisini
çeken problemlerden birini teşkil eder. Bu durum hem o ülkelerin gıda
ithal etmeleri hem de gıda güvenliklerini garanti altına alma konusunda
güçlük çekmekte olmaları açısından önemlidir. Beslenme problemini
artıran hususlardan birisi de bu ülkelerin üretimi artırmak için modern
teknikleri devreye sokmakta geri kalması ve buna güç yetirememesinin
sonucu olarak tarımsal üretimle dengeli olmayan nüfus artışıdır.

Tarımsal gelişme, esas itibariyle tarımsal ürünlerin ideal ve başarılı
şekilde üretiminde ve istifadesinde artışı gerektirir. Yukarıdaki ayette
geçtiği üzere, “Tohumları başaklarında stok etmek”, zor çevre
şartlarında üretimi devam ettirmek için temel kural sayılır. Bunun için
de tarım, stoklama teknikleri ve ürünü korumayı bir arada düşünmek
gerekir. Stoklama, kültürel bir kural sayılır ve onun vasıtasıyla
insanlar hayatiyetlerini sürdürmek için çeşitli (teknik, politik ve
sosyal) stratejiler takip ederek gerçek bir savaşa girişir.

Allah Teâlâ’nın: “Biçtiklerinizi başağında bırakın” ifadesi,
taneleri başaklarında bırakmak suretiyle yapılan stoklamanın, başakların
içinde korunan tanelerin zamanla bozulmadan muhâfaza edilmesi için
uygulanan teknik ve metotların en güzeli olduğunu belirten bilimsel bir
mucizedir.
Âyet-i kerîmede iki bilimsel düşünce dikkatimizi çekmektedir:
1-
Buğday tanesinin kullanılabilirlik müddeti on beş yıl olarak
sınırlanmıştır. Bu sonuca şöyle varılır: İnsanlar yedi yıl boyunca
devamlı olarak ekip biçerler. Bunlar yedi bolluk ve rahatlık yıllarıdır.
Ardından yedi zorluk ve darlık yılları gelir. Bunlar kuraklık
yıllarıdır. Ardından bir yıl gelecek -ki on beşinci yıldır- halk bol
yağmura kavuşacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvan
sağacaklardır. Bilimsel araştırmalar hububatın korunması için nihai
müddetin, bu konudaki gelişme ve ilerleme kapasitesine göre, on beş yıl
olduğunu ortaya koymuştur.
2-
Allah Teâlâ’nın “başağında bırakın” sözünde ifade edilen stoklama
metodu, araştırmamızdaki en önemli bilimsel metottur:
Başlangıçta buğdayın gelişip büyümesinin merhaleleri vardır. Bu
merhaleler konusunda şu ayetten ilham alınabilir: “Görmedin mi? Allah
gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla
türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı
olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz
bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” (ez-Zümer, 29/31) Şu
halde bu merhalelerin tamamı Kur’ân-ı Kerîm’de ekin ve hububatın
gelişimi hakkında tüm incelikleriyle bulunmaktadır.

Tohumları ve hububatı başaklarında bırakma konusunda buğday taneleri
üzerinde titiz bir deney yaptık. Buğday tanelerini iki yıl müddetle
başağında bıraktık. Aynı şekilde başaklarından çıkarılmış buğday
tanelerini de iki yıl beklettik. İlk sonuçlar başaklardaki buğday
tanelerinde sağlık açısından hiçbir değişme olmadığını ve %100 olduğu
gibi kaldığını gösterdi. Hâlbuki depolandığı yer sıradan bir yerdi.
Sıcaklık, rutubet ve benzeri şartlara riayet edilmemişti. Başaklarından
çıkarılanlarla karşılaştırıldığında başaklarında bıraktığımız tohumların
önemli miktarda su kaybettiği ve vakit geçtikçe kuruduğu ortaya çıktı.
Bu, başağından çıkarılan buğdayın %20,3’ünün sudan/rutubetten meydana
geldiği anlamına gelir. Bu ise tohumların ekilmesi, gelişmesi ve besleme
gücü bakımından kapasitesine olumsuz etki etmektedir. Çünkü rutubet onun
kokuşmasını ve sıhhî olarak değersizleşmesini kolaylaştıracaktır.

Sonra iki yıl süreyle başağında kalan tohumlarla başağından
çıkarılanları gelişme özellikleri (kök ve gövdelerin uzunluğu)
bakımından karşılaştırdık. Başaklarındaki tohumların köklerinin uzunluğu
bakımından %20, gövdelerinin uzunluğu bakımından ise %32 nispetinde daha
iyi geliştiği açıkça görüldü. Bu sonuçlara paralel olarak hiç bozulmadan
ve eksilmeden geriye kalan genel proteinleri ve şekerleri ölçtük. Aradan
iki yıl geçtikten sonra başaklarından ayrılan tohumlarda proteinlerin
sayısı %32 nispetinde, bir yıl geçtikten sonra ise %20 nispetinde eksik
çıktı. Böylece bu araştırmadan tohumların depolanmasının en iyi ve üstün
metodunun Allah’ın (c.c) vahyi ile Yusuf’un (a.s) işaret ettiği yol
olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bu
metodun Yusuf (a.s) öncesinde Mısırlılar tarafından uygulanmadığı
bilinmektedir. Onlar hububatı başaklarından ayrılmış tohumlar şeklinde
depolamaktaydı. İşte hiçbir değişikliğe ve bozulmaya maruz kalmaması
için tohumları ve hububatı başağında depolamak, bilimsel mucizenin
örneklerinden birisi kabul edilir. Bu ise vahyin büyüklüğünü ve onda
bulunan ilmin inceliğini pekiştiren hususlardandır.
|