|
AYIN
EVRELERİ
Dr. Yasin Muhammed el-Müleykî
Kur’ân’ın
ayetlerinde tespit ettiği ve modern bilimin ulaştığı bilimsel gerçekler,
insanlık için İslâm’ın hak din ve bilim dini olduğunu, mucizesinin maddi
ve manevi iki yönlü olduğu gerçeğini kuvvetlendirmektedir. Bundan dolayı
İslâm’ın imajını düzeltmede bu bilimsel gerçeklerin kullanılması
uygundur.
Modern bilimin
Kur’ân’da bulunan ve işaret edilen bilimsel
gerçekleri günden güne tespit ettiği;
Kur’ân’ın yüzyıllar boyunca bilim adamları ve düşünürleri hayretler
içinde bırakan gerçekleri içerdiği ve bütün insanlık için bir delil
olduğu görülmektedir.
Biz bu çalışmamızda
Allah’ın yaratılışla ilgili ayetlerinden olan Güneş ve Ay’a ve bunların
birtakım dini işlerin ve ibadetlerin vaktini belirlemedeki rolüne dikkat
çekeceğiz.
Güneş
ve Ay’ın namaz, oruç, hac, zekat ve bayram vakitlerini belirlemede
önemli bir rolü vardır.
Bu önem, Ramazan ayının başlangıç ve bitişini belirlemede sadece gözle
görmeye mi yoksa teleskop gibi birtakım modern aletlere mi dayanılması
gerektiği meselesinde daha da artmaktadır.
Araştırmamızda
Güneş ve Ay’ı
hizmetimize sunan Allah’ın büyüklüğünden bahsedecek, Güneş ile Ay’ın
insan hayatındaki ve ibadet vakitlerini belirlemedeki önemini açıklamaya
çalışacağız. Aynı zamanda bu konuda büyük bir
önem arz eden
hicrî kamerî takvime de değineceğiz. Ayrıca araştırmamızın neticesinde
Kabe civarında hilalin gözlenmesi ve ayın
evrelerinin tespiti için bir merkez inşa edilmesi fikrine de temas
edeceğiz.
Yüce Allah kutsal kitap Kur’ân-ı Kerim’de şöyle
buyurmaktadır: “Onlara bir delil de gecedir: Ki Biz ondan gündüzü
sıyırıp soyarız, birden karanlığa gömülürler... Güneş de bir delildir
onlara, akar gider yörüngesinde... Takdir-i Aziz u Alim böyle olur
işte! Ay için de birtakım safhalar, duraklar tâyin ettik, dolaşa dolaşa,
nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hâle
gelir. Ne gündüz Aya kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir, o
gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar, durur....” (Yasin
Suresi, 36 / 37-40)
Bu ayetler
incelendiğinde pek çok yönden apaçık mucizeler
görülecektir. Kainatın her yerini örten, galaksi ve Güneş sistemini
kuşatan zifiri karanlık, sonra Güneş sisteminin merkezinde buluna ve
Aziz ve Alim olan Allah’ın takdir ettiği yere doğru korkutucu bir hızla
hareket eden Güneş’e, oradan da Güneş’in etrafında dönen küçük Ay’a
yönelişte ince bir tertip vardır. Ayetler Güneş’e ve Dünya’ya göre
konumunun değişmesi sebebiyle sonunda küçük bir hilale dönüşen ve
günlerin birbirini izleyişini gösteren Ay’ın evrelerinin nasıl
değiştiğini açıklamaktadır.
Bazı alimler yukarıda geçen ayete
dayanarak takvimdeki ay başlangıcını belirlemek için Ay'ın Güneş
batımından hemen sonra batması gerektiğini söylemişlerdir. Bu zaman
değişimi hiç şaşırmadan yörüngelerinde hareket etmeye devam eden Güneş
ve Ay'ın mekan ile bağlantısının neticesidir. Farklı hacimleri, yüksek
hızları ve büyük ebatlarıyla yörüngelerinde yüzen bu üç gök cismini
derin boyutlarıyla düşündüğümüzde gerçekten çok dehşet verici bir
tabloyla karşı karşıya kalmakta olduğumuzu anlarız.
GÜNEŞ VE IŞIĞI
Güneş'in hacmi Dünya'nın hacminin
1.300.000 katı, Ay'ın hacminin 8 milyon katıdır. Güneş'in dünyaya olan
uzaklığı 150 milyon km.dir. Fakat Ay bize yakınlığından dolayı sanki
Güneş ile aynı büyüklükte gibi görünür. Hacimleri farklı olan bu gök
cisimlerinin hızları saate yüz binlerce km.ye ulaşmaktadır. Evrene
dağılmış çeşit çeşit gök cismini incelemek için gönderilmiş yüzlerce
yapay uydu ve uzay gemisi bulunmaktadır. Yulisis, Vesoho ve Yuku gibi
onlarcası sadece Güneş'i incelemek içindir.
Bilinen bir diğer gerçek de
Güneş’in, Güneş sistemindeki diğer cisimlerle birlikte Samanyolu
etrafına saniyede 220 km hızla hareket ettiğidir. Güneş sisteminin bu
dönüşü 250 milyon senede tamamlanmaktadır. Güneş 27 günde bir kendi
etrafındaki dönüşünü tamamlar. 4,5 milyar yıldan beri Güneş, eşsiz bir
şekilde devamlı olarak Güneş sisteminin her tarafına ısı ve ışık
saçmakta ve bulunduğu yer itibariyle, namaz, oruç ve hac gibi İslâm'ın
bazı rükünlerini etkilemektedir.
Güneş’in namaz ibadetindeki rolü namaz vakitlerini
belirlemede görülür. “Şiüphesiz ki namaz müminler üzerine vakitleri
belirlenmiş bir ibadettir.” Arafat, Müzdelife ve Mina'da yapılan Hac
ile ilgili pek çok ibadetin vaktini
belirlemede yine Güneş’in rolü vardır. Oruçta, ayette ifade edildiği
gibi beyaz ipliğin siyah iplikten ayırt edilmesinde yani şafak
vakti, günün ağarması gecenin karanlığından fark edilmesi
meselesinde, orucun tutulduğu güne göre
uzayıp kısalmasında ve Ay'dan önce batışıyla yeni günü başlatmada
Güneşin rolü vardır.
AY VE IŞIĞI
Ay kendi etrafın döndüğü gibi her
29,53 günde bir, dünyanın etrafında dönüşünü tamamlar. Yani Ay
yıldızlara nispetle her gün yaklaşık 13 derece doğuya doğru hareket
eder. Yani her saat yarım derece hareket etmektedir. Bu da neredeyse
Ay'ın çapı kadardır.
Ay karanlık bir gök cismidir.
Gördüğümüz ışık güneş ışığının Ay yüzeyinde yansımasıyla oluşur. Ay'ın
bir yarısı karanlık diğer yarısı aydınlıktır. Evreler Ay’ın dünyaya
bakan yüzünün bulunduğu konuma göre değişir. Ay, bütünüyle dünya ile
Güneş arasında kaldığı zaman, Güneş'e bakan yüzü aydınlık, Dünya’ya
bakan yüzü ise karanlık olur. Bu durumda Ay’ı göremeyiz. Bu dolunay
evresidir. Günler sonra ilkdördün, dolunay, son dördün evreleri gelir.
Sonra Ay tekrar başlangıç evresine döner. (şekil 1'e bakınız)

1 nolu
şekil
Şekildeki dış
daire Ay’ın Dünya’dan da görülebilen evrelerini göstermekte, iç daire
ise Ay’ın bir yarısının sürekli karanlık bir yarısının ise sürekli
aydınlık olduğunu göstermektedir.
Ay’ın
yörüngesinin Dünya’nın Güneş etrafındaki yörünge seviyesinden beş derece
sapmasından dolayı her dolunay evresinde Ay tutulması olmamaktadır.
Bazen Ay, Dünya
ile Güneş arasında
kalabilir. Fakat Ay’ın dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesiyle aynı
seviyede bulunması şart değildir. Daha alçak bir konumda ya da yüksekte
bulunabilir. Ay, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesiyle aynı düzeyde
bulunduğu zaman Güneş tutulması olmaktadır. Ay’ın buradaki hali
‘dolunay’ olarak isimlendirilir. Hilal’in görülmesi Hilal’in yeni
oluştuğu anlamına gelmez. Hilal, Ay’ın tamamının Dünya ile Güneş
arasında kaldığı için görülür. Bu anda Ay’ın aydınlatma oranı bir
gözlemci için yüzde sıfırdır. Devamında Ay, Dünya etrafında dönmesiyle
Güneş’ten biraz uzaklaşacak ve Güneş ışınlarının üzerinde yansımasıyla
bize ince bir hilal şeklinde görünecektir.
Hilal sema
safhasındayken Güneş yuvarlağının yakınında
bulunabilir.
Bu durumda Hilali Güneş battıktan
sonra Güneş’in battığı mıntıkada aramamız gerekir. Güneş yuvarlağı
ufuktayken hilali görmemiz mümkün değildir. Çünkü Güneş’in şiddetli
parıltısı, Güneş ışığının gün aydınlığında yıldızların görülmesini
engellediği gibi Ay’ın uçuk ışığını bastıracaktır.
İNSANLIK MEDENİYETİNDE KAMERİ TAKVİM
Zamanın ölçülmesi işi insanlık medeniyeti kadar eskidir.
Bugün de bu nedenle Güneş’ten yararlanmaya devam ediyoruz. Zamanın
tespiti konusunda Güneş’in Ay’dan daha çok kullanılmaya başlanması son
zamanlarda ortaya çıkmış bir olgudur. Eski zamanlara bu iş için Ay’ın
seçilmesinin sebebi ise daha faydalı görülmesidir. Çünkü Ay, zamanı
ölçmek için elimize kolay ve hassas bir sistem vermektedir. İşte bu
yüzden Ortadoğu’da Babilliler, Yunanlılar, Yahudiler ve Mısırlıların
doğuda ise Çinliler ve Hinduların eski zamanlarda kameri takvimi
kullanmalarında garipsenecek bir durum yoktur. Daha sonra kameri
takvimden Güneş takvimine geçiş Ay’ın aylık hareketine bağlı olarak
gerçekleşmiştir. Fakat Ay yılının düzenlenmesi mevsimlerin sürekli
belirli aylara denk gelmesi için fazladan bir ay eklenmesi yoluyla
yapıldı. İşte hatalı olan ve İslâm’ın razı olmadığı nokta burasıdır.
Müslümanlar her sene on iki olarak sabit bir ay sayısına
dayanan gerçek kameri takvimi eskiden olduğu gibi şimdi de kullanmaya
devam etmektedirler.
Aynı şekilde Güneş takvimini kullanan batı dünyası ve
Hıristiyanlar en önemli günleri olan Paskalya bayramı için hala Ay
takvimini kullanıyorlar. Kameri takvim dünya çapında o veya bu şekilde
kullanılmaya devam etmektedir. Nitekim pek çok toplum, bayram ve
paskalya gibi her sene değişik günlere rastlayan günleri için Ay
takvimini kullanmaktadır. Takvimler tarihinde kameri takvim tehlikeli
bir problemle karşılaşmıştı. O da Kayser Julyan’ın Güneş takvimiyle
uyuşması için kameri ayları belli mevsimlere sabitlemesiydi. Senenin
kararsızlığı olarak da anılan bu olgu milattan önce 46 yılında
gerçekleşti. Bu uygulamayı Yahudiler ve cahiliye Arapları örnek aldılar.
Aslında kameri takvimle ilgili büyük bir sorun bulunmamasına rağmen;
Kayser'i bu kararı almaya zorlaya kâhinlerin güçlerini seneye bir gün
eklemek için kötüye kullanmalarıydı. Kayser'in bu kararının özellikle de
Batı medeniyetinin Amerika, Avustralya, Asya ve Afrika gibi bölgelere
ulaşıp Güneş takviminin kullanımını yaymasından önceki dönem ile modern
çağa kadar herhangi bir önemi yoktu. Fakat modern çağda Güneş takviminin
kullanımı aşamalı olarak yayıldı.
Bundan önce Mekkeliler, Roma kilisesinin de yaptığı
gibi, seneye bir gün ekleyerek “nesie” diye tabir edilen uygulamayı
yapıp, savaşmanın haram olduğu ayları değiştiriyorlardı. Kur’ân buna
işaret etmiş ve “Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar için;
özellikle hac için vakit ölçüleridir.” (Bakara Suresi, 2/189)
“Doğrusu, Allahın gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde,
ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dördü hürmetlidir. İşte doğru
hesap budur.”
(Tövbe Suresi, 9/36) ayetleriyle bu işi batıl
yani geçersiz saymıştır. Gözle görmeyi açık bir ölçü olarak
kullanma kameri takvimi daha kolay kullanılabilen ve bağımsız bir takvim
kılmaktadır.
Allah Ay'ın bu sürekli hareketini 12 ayı belirlemek için
görünen, kesin ve açık bir ölçü kılmış, bu sayede basit bir işçiden
köylüsüne, öğrencisinden hocasına, erkeğinden kadınına kadar herkes için
hicri takvim kolay ve sonuç elde edilebilen bir takvim olmuştur. Bütün
insanlık gözle görme gibi bir yönlendirmeye tabi olmuşlardır. Gözle
görmeye ek olarak uzaydaki hareketlerle ilgili matematiksel hesaplamalar
ile optik aletlerden de faydalanılabilir.
İslâm çağının başlamasından itibaren günümüze kadar
hicri kameri takvim pek çok düzenleme aşaması geçirerek gelişimini
tamamlamıştır.
İlk önce hilalin görülmesi ve gökyüzündeki yeri ile
ilgili değişik ölçüleri açıklayıp sonra da bunları günlerin ya da
ayların zamanlarının belirlenebildiği bir takvim şeklinde uyarlayacağız.
Hilalin Görülme Ölçütleri
Hilalin görülme şartları ile ilgili pek çok değişik tez
vardır:
1. Babil:
Hilalin gözükme süresi Güneş’in battığı andan itibaren 24 saatten fazla
bir süre olması halinde ve aynı zamanda Güneş’in batmasından 48 dakika
sonra hilalin kaybolması durumunda bu sisteme göre hilalin görülmesi
mümkündür. Ancak bu sistemin ölçümleri çok dakik değildir.
2. Betani:
Eğer Ay'ın battığı an güneş ufuk seviyesinin 9-10 derece altında olursa
-yani hilalin görülmesi deniz ve şehir şafakları arasında olursa görülme
mümkün olur. (Güneş en düşük 6-12 ufuk seviyesinde bulunur.)
3. Muhammed İlyas:
Ay'ın ufuktan uzaklığı ile ufuk yönü farkını birbirine bağlamaktadır. Bu
sayede hilal yalın gözle görülebilmektedir. Bu durumdan hilalin
yüksekliği en az 5 derece olmalıdır.
4. Shefer ölçütü:
Astronomik mesafelere ek olarak hava koşullarını dikkate alır.
5. SAAO ( Güney Afrika Uzay
Gözlemevi): Hilalin yüksekliği ile ufuk yönü
farkını birbirine bağlar.
6. Yalop:
Yalop adlı şahıs Griniç rasathanesi müdürü, Uluslararası Uzay Birliği'ne
bağlı Uzay Araştırmaları komisyonu başkanıdır. Ona göre Ay'ın merkezi
açısı ile hilalin yüzeysel kalınlığı birbiriyle ilişkilidir. Yalop’a
göre hilal görülebilme yönünden
·
Büyüteç veya Teleskop olmadan
kesinlikle görülemeyen
·
Büyüteç veya teleskopa olmadan
bazen görülebilen
·
Açık havada yalın gözle
görülebilen
·
Yalın gözle görülebilen hilal
olmak üzere dört kısımda incelemektedir.
Hilalin Görülme Süresi
Yüzyıllar boyunca yapılan gözlemler sonucunda aşağıda
sıralayacağımız verilerden daha küçük rakamlarda hilal görülmemiştir:
1. Ömrü 15 saat 24 dakika'dan daha az olan bir hilal
görülmemiştir. Bu durum Yulyos
tarafından 1871 tarihinde saptanmıştır.
2. Büyüteç ile 12 saat 42 dakika, teleskopla ise 12 saat
7 dakikada 8 inç çapında bir teleskopla Sitan tarafından gözlenmiştir.
3. Çıplak gözle görülen hilalin ömrü en az 22 dakkadır.
4. Açı uzaklığı ölçüsüne
göre açı uzaklığı 7 dereceden az olan bir hilal görülmemiştir.
Ramazan, Şevval ve Hac ayalarının girişi hilalin belli
yer ve zamanlarda bulunmasına bağlıdır. Bundan dolayı Hicri-Kameri
ayların başlaması için üç şart gerekir:
1-) Güneş battıktan sonra Hilalin tamamen ufuk
seviyesinin üzerinde bulunması
2-) Ay'ın Güneş battıktan sonra batması.
3-) Birleşme ya da Ay ve Güneşin buluşması olarak da
bilinen Güneş, Ay ve Yerkürenin bir seviyede bulunması ile hilalin
doğması.
UZAYLA İLGİLİ MATEMATİKSEL HESAPLARIN
DOĞRULUK DERECESİ
Uzay ölçümlerinin son derece hassas olduğu kabul edilen
bir husustur. Çünkü bu matematiksel ve dinamik birtakım hesaplamalara
dayanır. Alim ve Habir olan Allah'ın hareket ettirdiği Güneş, Ay ve
Dünya'nın yer ve hareketlerini belirleme de ayette geçtiği üzere belirli
bir hesap üzeredir.
Uzayla ilgili hesaplamaların doğruluğu konusunda birkaç
delil vermek gerekirse; yapay uyduların ve uzay gemilerinin çeşitli
yörüngeler gönderilmesi ve varış zamanlarının salisesine kadar küçük
zaman birimleriyle hesaplanmasıdır. Eğer bilim adamları bu gözlem ve
hesaplamalara güvenmeselerdi, astronotların hayatı tehlikeye atılmaz ve
milyarlarca dolar bu iş için harcanmazdı.
Konuyla ilgili başka örnekler verecek olursak:
22 Mart 1996'da hesaplamalar Debran adlı bir yıldızın Ay
yuvarlağı arkasında 21:35.41 saatinden gizleneceğini göstermiş,
Moskova'da bir radyonun duyurusu sonrası hazırlıklar tamamlanmış ve
verilen saatte yıldız gerçekten Ay'ın arkasına gizlenmiştir.
Diğer bir delil de binlerce senedir devam eden güneş ve
Ay tutulmalarıdır. Mesela 11/8/1999'da saat 13:16:17'de bir Güneş
tutulmasının başlayıp, 16:01:21'de biteceği tahmin edilmiş ve bu tahmin
tam zamanında gerçekleşmiştir.
9/11/2003'de Ay tutulması olmuş ve
daha önceden tahmin edildiği gibi 2:30'da başlayıp, 4:18'de Ay tamamen
karanlığa gömülmüş ve tutulma 6:03'de sona ermiştir. 23 Kasım tarihinde
bazı devletlerde tam güneş tutulması izlenmiş, 4/5/2004'de şekil 2'de
görüldüğü gibi güneş tutulması olmuştur.
Tek bir İslâm Takvimi
Kral Abdulazizin bilim ve teknoloji
Merkezi Ümmülkura takvimine ev sahipliği yapmıştır. Suudi Arabistan
hükümeti 9 Kasım 1999'da Hicri takvim komisyonunun 8. dönem toplantısına
ev sahipliği yaptı. Bu toplantıya pek çok uzay bilgini ile bilim adamı
katıldı. Sonuçta Kameri ayların başlangıcın için aşağıdaki standartlar
belirlendi.
·
Mekke'de bulunan Kabe'nin kordinatları esas alınacak.
·
Mekke'nın yerel saati esas alınacak
·
Mekke'de güneşin batma anı yeni hicri günün başlangıcı sayılacak.
·
Uzay'da hilalin doğmasının Mekke'de Güneş batmasında önce tamamlanmış
olması şartıyla, Yerküreye nispetle hilalin uzayda doğmasının ardından
Mekke'de güneşin batmasından sonra Hilalin batması
·
Güneş ve Ay'ın Mekke'de batma vakitlerinin birbiriyle karşılaştırılması
Bunların üzerine
* Mekke'de Güneş'ün batma anı,
Ay'ın Mekke'de batımında sonra olursa biten güne geçen aya, ertesi gün
yeni aya ait olur.
* Güneş'in Mekke'de batma anı,
Ay'ın batışından önce olursa, Ay şer'î olarak doğmuş olur. Çünkü Güneş
battıktan sonra Ay ufuk seviyesinin üzerinde olur. Hilal ise güneş
doğmadan önce Uzay'da doğmuş olur. Bu durumda ertesi gün yeni hicri ayın
ilk günü olur.
Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji
Üniversitesi bu önerileri hayata geçirerek titizlikle yeni hicri takvimi
oluşturdu. Sonuçta bu yapılanlar hem şahitlerin tanıklığına hem de
gözlemcilerin hesaplamalarına uygunluk göstermiştir..

(Şekil 2)
Araştırmanın Neticesi:
1. Yaratılan şeylerde yaratanın
yüceliği ortaya çıkmaktadır. Bunun için uzmanların şiddetli bir şekilde
hücuma uğrayan ve pek çok şekilde doğruluk ve sağlamlığından şüpheye
düşürülmeye çalışılan Kur’ân ve Sünnetteki bilimsel mucizelere önem
vermeleri gerekmektedir. İnsanlığın ancak modern çağda keşfedebildiği
bilimsel gerçekleri Kur’ân ve sünnetin yüzyıllarca önce açıklanması akıl
sahibi herkes için Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiğinin inkar
edilemez bir ispatıdır.
2. Ay'ı ve evrelerini incelemek
için Müslümanların kalbinde büyük bir yeri olan Kabe’de bir merkez inşa
edilmelidir.
3. Bütün bu çalışmalar yaratanın
insanoğlunun hizmetine sunduğu ve evrende bulunan şeylerin enstitü ve
atölyelerde taklit edilerek faydalanılması içindir. Bu uydular ve uzay
mekikleri sayesinde uzay geçmişe göre çok daha iyi tanınmaya
başlamaktadır. |